İsyankâr organlar..
Bu yazı başlığı ile erotik bir çağrışım yapmadığımı umuyorum!..
Ben, bedenimden pek şikâyetçi olmadım bugüne kadar.. Genç kız olduğum yıllarda bile beni mahcûp duruma sokacak atılım(!)lar yapmadı.. Ya iradem çok kuvvetliydi ya da hormonlarım tam çalışmıyordu bilemem artık!!
Ama yıllar birer birer nasıl olduğunu herkes gibi anlayamadan sinsice ve kalleşce bitip gittikçe, bedenimdeki isyanlara irademin hiç bir etkisi olmadığını ve olamayacağını fark ettim.. Tıpta bu gibi durumlara verilen çok değişik lâtince anlayamadığım (belki de zaten anlaşılmasın diye kullanılan) bazı tanılar konabilir.. “Sağlıklı yaşam” gibi dillere pelesenk olan ve bir halta yaramadığını düşündüğüm bir koşula uymamakla suçlanabilirim..
Aslında, benim jenerasyonumda olanlar, fazla uğraşıp zorlanmadan sağlıklı yaşamak gibi bir şansa sahip olanlardır.. Yediğimiz içtiğimiz hiç bir ürünün içine hormon denen zehir sıkılmadığı için.. sokaklar caddeler trafik canavarı denen ama aslında canavarın bizatihi kendisi olan yönetim katilleri tarafından zehir ve ölüm saçmadığı için.. her yaz, hatta her fırsatta koşup gittiğimiz deniz -ırmak- dere- göl kıyılarında girdiğimiz su, dibini görebildiğimiz kadar berrak ve atıksız olduğu için.. Beden aküsünü doldurmada tek güç olduğunu düşündüğüm “sevgi”, kamplara ayrılıp yozlaşmadığı, pespaye hale gelmeden alıp-verildiği için... Evet ve daha pek çok gözden kaçan ama akılda tutulması gerekli pek çok şey için bizim nesil şanslı idik..
Öyle olduğu halde, doğanın kanununa uyarak son virajlara organlarım isyan ederek girdi! Önce gözlerim isyan etti yıllara.. O gündür bugündür candan bakmak istediklerime bile camdan bakar oldum!.. Üstelik hem pahalı hem yakışmıyor hem de kullanmak zor..
Beni artık mutlu eden ne az şey kalmış meğer.... “Aranmak” bu kısa listenin başında gelmekte.. Günümüzün teknolojisi ve hayat koşulları gereği bu aranış daha ziyade telefon veya internet vasıtası ile yapılmakta .. Yakın bir geçmişte “bugün telefon hiç çalmadı” diye hüzünlendiğimi ne kadar net hatırlıyorum.. da, şimdilerde “ya çalarsa” diye korkmak niye?? Kime anlatayım uzun uzun gözlerin isyanına kulakların da sessizce(!) katıldığını.. Hele hele son günlerde uzun konuşmalarıma izin vermeyen ve nefes şalterimi indiriveren ve elinden isyan bayrağını hiç düşürmeyen ciğerlerimle küsken!..
Konu: pes etmek yokkk
Sen tanıdığım en akıllı kadınsın ayrıca hayata karşı durmasını bilen ve bunu eğlenerek yapan..sen benim için rol model oldun bu duruşunla.. pes etmek yok bize sen öğrettin tüm acılara ve sıkıntılara karşı dik durmayı benim bitanemmmmmm
*-*-*-*-*
Ya, bu kadar mı güç verir insana iki satır??
Hem de tam doktordan gelmişken... Beyin MR' ı istenmişken!!! İçmeden fırıldak misali dönen başıma çare aranırken!!!
Bakalım bu sefer hangi taraf nakavt olacak sevgili Ayris'im..
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 8/6/2009 saat: 18:13
Bağlantı »
Konu: selam
hayat mı bizi yıpratıyor biz mi onu bilemiyorum.. oran buran ağrıyınca önce kabul etmek istemiyor insan. gelip geçici sanıyorsun. ay yoruldum heralde ondan diyorsun. bakıyorsunki gerçek apaçık ortada. ama görmezden gelmek en iyisi.. iyiyim hoşum sağlıklıyım.. gencim güzelim.. diyeceksin gerisini boşvereceksin. varsın yıllar geçip gitsin. mutlu huzurlu geçsinde..
*-*-*-*-*
Evet haklısın sevgili aylin.. Ben de bu anlattıklarını, "hastalığa yüz vermemek" diye bahsediyordum ama artık gittikçe arsızlaştılar!!
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 3/6/2009 saat: 19:10
Bağlantı »
Konu: Merhaba
Değerli hocam sizden defalarca özür diliyorum..yorumum isimsiz çıkmış işte aradakalmışların hikayesi bu.. size kendimi affettirebilmek için yazayım demiştim ama bu kaçıncı kusur affetmesenizde yerden göğe hakkınız var..
Selam ve Saygılarımla.
*-*-*-*-
Sevgili uzaksevda, genelde yorumu "isimsiz" çıkanlara büyük bir hoşgörü ile yaklaşyorum.. Damdan düşenin halden anlamasına canlı bir kanıt olarak!..
Hele de uslubu ile onaylamamı hak eden değerli yorumların (takdir ya da tenkit olsun farketmiyor) kime ait olduğunu bazen anlıyorum ifadesinden.. Ama bazen kasıtlı olarak -isimsiz- yazan adını ve hatta soyadını bilmeyenler var ki... canımı sıkmakta!!
Ancak, gördüğün gibi senin yorumunu sorgusuz sualsiz küçük bir question mark ile onaylamışım.. Zarif jestine ayrıca teşekkür ederim affetmek ne demek..
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 25/5/2009 saat: 16:32
Bağlantı »
Konu: .
Ankara bekliyor sizi, özlemle. Varsın gözler saklansın camların ardına, ve kulaklar tatile çıksın. Sarılmak için bunların hangisine ihtiyaç var ola?
*-*-*-*-*
kuzum... saatleri saydığımı söylesem???
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 25/5/2009 saat: 16:34
Bağlantı »
Konu: Merhaba
Yaşamın kimbilir hangi orta yerinden durup şöyle geçmişe mi yoksa geleceğe mi okkalı bir küfür savuracağımı şaşırıyor insan bazen..
Geleceğe ilişkin sözüm olsun derken göz geçmişte takılı kalıyor..
Sırtını döndüğün geçmiş olması gerekirken geleceğin hayali öyle bir yerinden vuruyor ki insanı ah benim sevgili dostum geçmişim sarıp sarmalıyor her yanı..
Her ikisi tamamlanmamış resim gibi tualde asılı kalmış..
Acemi ressamların hayat hikayesi bu olsa gerek..
Arada kalmışlık………..
Ne mutlu size hocam geçmişi böyle severek yad ederek hem bu günü kurgulamayı becermek, hemde gelecekteki yolculukların planlarını yapabilmek..
Her dem daim olması dileğiyle..
Selam ve Saygılar..
"?"
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 25/5/2009 saat: 16:33
Bağlantı »
Konu: merhaba
sevgili hocam, yorumunuza teşekkürler, sigarayı bırakmanız ne kadar iyi olmuş, çok şükür ben ailede içen olmayınca sanırım hiç başlamadım, ama kediler konusunda haklısınız sanırım o da genetik:)anneannem bile kediciymiş, yani aslında kedi sevme geni diye bir şey mi var bence bilim adamları araştırsın:))valla şaka yapmıyorum:)körolası kedi geni n'olacak, tam artık evde kedi kumu olmayacak derken yine başa döndüm:))
alerjinize rağmen kedilerden uzak duramadığınız için sizi gerçekten kutluyorum
sevgilerimle
Bağlantı »
Konu: isimsiz yorum benim:)))
kafa kalmadığı için, giriş yapmadan yorum yaptığım oluyor, ama bravo hocam, gayet doğru tahmin etmişsiniz, isimsiz yorum bana aitti:)
kedi perisi bloguma yeniden yazmaya başladım, Prenses'imden sonra kediş almam derken başıma neler neler geldi, şimdi evde yeni bir minik yavru var, resimleri kedi perisi sayfamda:)
sevgilerimi gönderiyorum
*-*-*-*-*
İnsanın yazı ifadesi, parmak izi gibidir denir sevgili jediperim.. Dalgınlık !! asla kafasızlık olmadığını biliyoruml.. Çünki, görüldüğü gibi seni gerçekten tanımışım..
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 20/5/2009 saat: 13:22
Bağlantı »
Konu: SİZİ GİDİ ŞANSLI KUŞAK SİZİİİİ:=)
Başlığa bakıp biraz gülümseyin istedim. Bizim kuşak derken niye iftira atarsınız hele bi deyin bakim bizden daha genç gönlünüze :)
Siz biz ayrımı mı var artık, beden yoruluyor, ruh yoruluyor zamanla. Örneğin şimdi öyle bi baş ağrısı girdiki sormayın gitsin, yazıyı 3 kere okumak zorunda kaldım :) Benimde beyin isyanlarda sanırım :)
Oğluşumun gözü isyanlarda üç yıldır o da camdan bakıyor her daim :) Bu aralar sanırım ailecek ve hatta ailemizden olan blogcak organlarımız isyanlarda...
Ankaraya gitmeye ne engel var ki? Basın gidin derim ben, MUTLU OLMAMAK İÇİN KALBİNİZ İSYAN ETMEDEN gönlünüz nereyi arzu ederse gidin.
Sevgi ve selamlar karadenizin yeşil ve sisli dağlarından...
*-*-*-*-*
Baş ağrılarıyla okuyup bir de yorum yapan vefalı kızım..
ah ne çok istiyor gönlüm öyle basıp gitmeyi bir bilsen sevgili newbahar.. Ama bu defa da cep (!) isyanlara başlıyor.. Hem onunki öyle nazlı ve kibar cinsten de değil.. Sahibini ele güne ve de aileye rezil ediyor!!!
Memleketime(!) selâm söyle benden..
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 19/5/2009 saat: 22:57
Bağlantı »
Konu: Gününüz aydın olsun..
Bünyemin allerjik reaksiyonları son günlerde baharın etkisiyle zulmekte bedenime. Türkçesi nefes almaktan ben de pek keyif alamıyorum bu aralar. Candan bakmak istediklerime camdan bakmaya ise orta okul yıllarımda mahkum oldum..Oldum ama cezamı tecil ettim ben.. İlk numara tesbit edildiğinden bugüne çerçeveler itina ile alınıp, burnumun üstünde değil ama, baş üstünde taşınmıştır hep, güzelliğime! gölge düşmesin diye:)
Artık biliyorum ki siz "sureti İstanbul'da, ruhu Ankara'da yaşayan bir insansınız." Öyleyse kendinizi iyice toparlayabildinizse durmayın bence, alıp başınızı gidin gitmek istediğiniz o yere....hemen mutlu edin kendinizi.
(Ama oralarda çok fazla kalmazsınız değil mi?:))
Minik minik gizli gezintiler yapıyorum bazen..Arada durup kapının altından bir pusula bırakmak istesem...rahatsızlık vermiş olmam umarım?
Sevgilerimle Sevgili Hocam.
(Lodoscu)
*-*-*-*-*
Bahar... ah negüzeldir baharlar... aşk fısıldayan... bedenleri kıpır kıpır eden... kimine göre başında "ilk" kimine göre "son" olan baharlar.. Kimine de allerjiyi hediye eden!! Aile bireylerimin hemen hepsinin, ben de dahil, çareler aradığı baharları rezil eden rahatsızlığı.. Geçmiş olsun diyorum yürekten.
Ayrıca, o minik pusulaların içeriğindeki oku oku bitiremediğim anlamlara, umarım beni hiç hasret bırakmazsın sevgili lodoscum.. Çünki o ve onun gibi içeriği anlam dolu satırlardır buradaki sureti(!) me de ruh katan..
Sevgilerimle..
not: isimsiz(!) olarak görmeye tahammül edemedim seni.. hazır elim değmişken!!
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 19/5/2009 saat: 22:43
Bağlantı »
Konu: geçmiş olsun :(
hocam maalesef yıllar geçtikçe gençleşmiyoruz keşke en azından belli bir yaşta kalsaydık:)dediğiniz gibi zamanla organlar isyan ediyor, (bu arada içiniz rahat olsun ben hiç erotik bir çağrışım almadım valla:))geçmiş olsun demekten başka şey elimden gelmiyor, ne olur kendinize iyi bakın, sevgilerimle..
*-*-*-*-*
??
lodoscu olduğunu düşünüyorum "isimsiz" çıkan yorum görünce.. ama ifade sanki antarktika gibi!! Olsun.. noname olması yüreğimdeki dost çağrışımlarını etkilemiyor nasıl olsa..
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 19/5/2009 saat: 00:52
Bağlantı »
Konu: :((
Ah sevgili hocam, doğanın düzenine karşı gelmeye ne yazık ki gücümüz yetmiyor. Yıllar hep yavaş yavaş birşeyler alıp götürüyor hepimizden. Annemin kuşağı, sizin kuşağınız, benim kuşağım ve kızımın kuşağı... O kadar çok şey değişiyor ki kuşaklar arasında. Ama gerçekten sizler herşeyin doğalıyla yetişmeniz açısından, inanın bizlerden daha şanslısınız diye düşünüyorum. Annem için hep "eski toprak" ifadesini kullanırız aramızda. Anlatır da ağaçlardan toplayıp yediği meyveleri, tabi ki Bursa Şeftalilerini, şimdi bizim yediklerimizin ne kadar zararlı kimyasallarla bulaşık olduğunu düşünüp dertlenirim. Özellikle de kızım için çok üzülürüm... :(( Geçmiş olsun sevgili hocam. Sağlıcakla kalınız...
*-*-*-*-*
pek eski toprak sayılmamakla beraber "eskimsi(!)" bir toprağın ekşimsi haliyim diyebilirim sevgili anjelika..!!!... :)
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 19/5/2009 saat: 00:59
Bağlantı »
Konu: ah şu ciğerler!
keşke bir posta kutusu veya adresiniz olsaydı, mektup yazsaydım size. diye düşündüm. hem yazmayı özlemişim hem de almayı. insan iletişimi de değişiyor, ilişkiler de.
ciğerlerle benim de sorunlarım var şu sıralar. nem mi arttı, stresim mi bilmiyorum. ama genetik olarak en zayıf organım seçtim onları.
canınız Ankara' mı çekiyor? "her insanın cebinde bir otobüs bileti bulunmalıymış." beni de Kaş çekiyor, sakinnn, huzurluu, küçük. kitaplarım ve ben olayım. kimse olmasın başka.
bir önceki şiiriniz, beni nasıl geçmişlere götürdü ise, bu yazınız da yolculuklara, tatile çıkardı. teşekkür ederim.
sevgilerimi gönderiyorum, esen kalın.
(bir ışık daha söndü bugün)
*-*-*-*-*
Karanlığın aydınlağa kavuşacağı saatlerde, seher vakti, gökyüzünde bir yıldız belirir sevgili felsefecim bilirsin.. Parlak... ortalığın ışıyacağını haber veren!!.. herkes biraz sonra gün doğacağını, güneşin yükseleceğini anlar öğrenir böylece.. o parlak yıldız da (o gün için) söner gider..
Ben o muhteşem insanın söndüğünü değil sadece "mola verdiğini" ! düşünerek rahatlatıyorum kendimi..
Ben de sizinle sohbet etmek isterim ..
(bana mail adresinizi yazın lütfen.. ben size yazamadım çünki yorumlar onayınıza sunulmadan yayımlanmakta..)
Düzenleyen hasretsenfonileri gün: 19/5/2009 saat: 01:11
Bağlantı »