Aklımda, silinmeden kalan ve hafızamı acıtan bir kelimedir tornistan! Kullanılması bayramlara denk geldiği ve o engellenemez bayram sevincine gölge düşürdüğü için midir unutulmayışı bilemem..
Bunca zor hatırladığım, unutmamak için tutunduğum bunca anı varken ve pek çoğunu yorgun bir hafızanın delete tuşuna emanet etmişken, tornistan kelimesi canlı diri ve alaycı anlamı ile aklımdaki yerini korumakta!
Ablamın çok güzel kumaştan su yeşili bir ceketi vardı. Kendisi dikmişti. Sol omuz başından kol altına doğru inen, nefti fötr kumaştan kesilip işlenmiş motiferi vardı ki görenler hayran oluyordu.. O cekete ablamdan daha çok ben itina ederdim. . Leke olmasın diye! Çünki bilirdim ki, önümüzdeki bayram öncesi yine evimize terzi Zekâi bey gelecek ve babamın elbiselerini tornistan edip ağabeyimin vücuduna uyarladıktan sonra sıra bana gelecek.. Su yeşili ceket için!..
Babam, şehrin en zengin tüccarlarındandı. Şaşılacak ölçüde cömert bir baba olmasına rağmen, “çaput” diye adlandırdığı giysi konusunda alabildiğine eli sıkı bir adamdı.. Gıda dendiğinde akan sular sel olurdu.. Seyahat dersen yine aynı cömertlikle kuşatırdı yanındakini beraberindekileri.. Ama ağabeyim taşradan İstanbul’a üniversiteye giden şehrin parmakla gösterilen bir iki delikanlısından biri olduğu halde, gittiği okulda neden ceket düğmelerinin ters tarafta olduğunu soranlara verecek cevap bulamayınca, neredeyse okumayı bırakıp okulu terk edecek duruma gelmişti.. de babam o yaşlardaki kendi modayı takip eden halini hatırlayıp İstanbul’a giderek ona takım elbiseler almıştı..
Ve bir misafirlikte, ablam kendisine de kahve ikram edilmesinin heyecanı ile ve daha çok sakar oluşu nedeniyle bir fincan kahveyi o canım ceketin üstüne dökünce, neden iç çeke çeke ağladığımı kimse anlamamıştı ama herkes beni ablası üzüldüğü için üzülen “hissî” bir kız olarak kabul edip, teselli etmişti!!
Giydiğim pek çok kıyafetin, tornistan yapıldığını bir iç yarası gibi unutmayışım bu yüzden.. Ve bu yüzden, itinalı kullanmayı alışkanlık haline getirdiğimden olsa gerek, daha sonraki yıllar, yıllarca hatta 9-10 yıl gibi uzun bir süre giydiğim giysilerin pek çoğunun daha dün alınmış gibi zedenlenmemiş duruşu..
Malı kıymetli olmakla, mal kıymeti bilmek arasındaki o devâsâ uçurumu bilmeyenlere acırım bu yüzden..
Keşke “yeni’yi eskimiş yapan” zamana inat, tıpkı nice eskimişlerin de tornistan yapılıp yeniymiş gibi görünmeleri sağlansaydı.. lâçka sevgileri, kokuşmuş karakterleri, sükût eden ahlâkları, yok olan erdemleri ... de tornistan edip yenilemek mümkün olsaydı..
Keşke ... mümkün olsaydı da, düğmeler ters tarafta kalsaydı! ..